29 Haziran 2023 Perşembe

Sustuğum zamanlardan birinde

   Hala arkadaşım olan insanlarla (ne kadar da az ve öz oldular) artık acılıklarımı paylaşmamak için susuyorum. Hafif şeylerden, onların hayatlarından (aktif ve gerçek hayatlar yaşıyorlar) iyi şeylerden konuşabilecek durumlara geldikçe görüşüyorum. Süreçlerimize sabır gösteriyoruz, dertlerimiz olunca birbirimizi telkin ediyoruz, görüşemez ve konuşamaz hallerdeysek buna saygı duyup kişisel algılamıyoruz. Eskisi gibi çok yoğun, çok yakın, çok çok... olmuyorum, olamam da artık. Çok yakın olmak çok kayıp getirdi, çok acı verdi. Bu halim yalnızlık demek, uzun süreli yakınlıkların ardından, şimdi sessizlik ve ferahlık anlamına da geliyor yalnızlık. Teselli mi bilmiyorum, olabilir çünkü üzgünüm, üzgün olmamayı hatırlamıyorum, o yüzden teselli düşüncelerimi de kabul edeceğim. 

  Bir başka kaybetme sürecindeyim. Tam kaybetmelerin, o acı vedaların döngüsünün bittiğini, yaslarımı onarmanın vaktinin geldiğini düşünürken. Canım, atölye ve eski yaşamımdan kalan tek masum ve güzel sevgim, Titrek'im gidiyor. Artık kedi görmeye, videolarına bile zor dayanıyorum, ben, kedilerle bütünleşen, iyi olan ben. Artık baktığım ve izlediğim kedilerin gidişlerini görebiliyorum sadece, nasıl da acı çekeceklerini. Titrek kadar masım, iyi huylu, uslu, uysal bir çocuk, ömrü kazalarla ve hastalıklarla geçtikten sonra, adını anmaya korktuğumuz o illetin en zor cinslerinden birine yakalandı. Aylar önce. Onu bana bir sene göstermeyen, boşanma kozu olarak bile kullanan çocuk, bu yaptığından bir üzüntü ya da sıkıntı duymuyor. Onun tedavisiyle, üzüntüsüyle uğraşıyor sürekli, çok şey demek istiyorum ama artık konuşmamdan nefret ediyor, dinlemiyor, ben de yutabildiğim kadar yutuyorum sözlerimi. Onun Şeker giderken ve gittiğinde bana biraz bile göstermediği insanlığı, vicdanı ve desteği ona veriyorum. Titrek hep benimle iyileşirdi, koltuğumuzda uzanırdık, yatakta çok gülerdik, gündüzleri onunla evde geçirirdim. Şimdi, sonuncu hastalığında yanına gidemiyorum, gitmiyorum. Ben gördüğüm acıları seyreltmeye ve daha fazla travma yaşamamaya çalışıyorum. Oğlumu ben bir sene önce kaybettim, bu sene içinde kendi kararımla gidip gördüğüm birkaç seferde hep vedalaştım, öptüm, fısıldadım. Gerçekten gidişinde, ki bu artık çok az bir zaman, onu çok özlemeye devam edeceğim. Şeker'i daima, günün her anı canımın çekmesi ve istemesi gibi. Kliniği günde 4 kez kendine geldi mi diye ararken, test sonuçlarını beklerken ve tedavisini konuşurken, çoktan kaybettiğim ve bir daha göremeyeceğimi bildiğim oğlumun, olabildiği kadar rahat ve iyi kalmasını, gideceği zaman da huzurla gitmesini diliyorum. 

  Bu sayfaya bir daha iyi şeyler, yeni ve güzel anılar, hafiflikler yazabilecek miyim, bilmiyorum. Arkadaşlarıma susmak gibi, buraya susmak da. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder