16 Şubat 2022 Çarşamba

Terapi ve anlama çabası

 Tedavi olmak önce yüzleşmeyi, iyice yıpranmayı, anlamayı, anlayamadıklarını da affedip geride bırakmayı gerektiriyor. Çok kez tedavi oldum, bu süreci biliyorum, başardıklarım da oldu, başaramayıp saplanıp kaldıklarım, beni tüketmesine izin verdiklerim de. Travmalar bunu yapar, yüzleşilmemekle, anlaşılmamakla güçlenir, bazen o kadar uzun seneler güçlenir ki, karakteri ele geçirir. Kişinin kendisi haline gelir travması, onu görmek, bilmek, anlamak ve en önemlisi kurtulmak istemez kişi. Travmaları tarafından yönetilmeye, onlardan gelen tepkileri ve korkuları yaşamaya mecbur hisseder kendini. Bunları not aldım defterime hızlıca. Anladım. İnsan anlamaya başlayınca, duramıyor, anlayış başka anlayışları getiriyor. 

Dinleme ve dinlenme zamanındayım. Tedavi sürecim bunu gerektiriyor. Hakkında uzunca konuştuğum bir yaralı çocuk var, ufak, saçları sarıya kaçan kumral, muzip, sonra onun ergenliği var, yaralı, hep yaralı, hep sessiz, hep sorumluluklar içinde, hep çaresiz. Bana bir profesyonel o yaralı çocuğun yetişkinliğinde neyi neden yaptığını anlatırken, kendimi sık sık anlatılan her şeyi zaten bilirken, anlamışken buluyorum. Benim içimdeki yaralı çocuk, yaralı ergen tanıyordu onunkini, çok iyi anlaşıyorlardı, tanışmayan geçmişlerimiz, birbirlerine sırdaşlık ve dostluk ediyorlardı. Hayatımız boyunca, tüm yetişkinliğimizde içimizdeki yaralı çocuklar tarafından yönetiliyoruz, aslında aştığımızı, affettiğimizi, unuttuğumuzu sandığımız her şey, o kuytu derinlikte bekliyor, onu korkutan ve yatağın altında saklanıp beklemesini gerektiren yeni olaylarda, o çocuk ortaya çıkıyor, onun hayatta kalmayı öğrendiği şekilde davranıyoruz. Bu benim bilgim değil, psikolojinin bilgisi ve tüm öfkelendiğim, korktuğum, aşırı tepkiler verdiğim durumları anlamamı sağladı. Hangi haksızlık uyarısıyla, hangi dışlanma korkusuyla, hangi değersizlik hissiyle neyi neden yaptığımı. O yaralı çocuğu da, tekrar görmemi sağladı. Zaten senelerdir görüyordum, sarılıyordum, oyun oynuyordum ve telkin ediyordum o yaralı çocuğu. Yine gördüm. Çaresizliğini, en derin korkularını, bana olan öfkesini, hastalığımı kabul etmeyişini, beklediklerini ve benden ona ihtiyacım varken kaçmasını, tam da o sebeple kaçmasını, göze alamadığı şeyleri, duymak ve bilmek istemediği şeyleri, eğer kabullenirse gerçekleşmesinden korktuğu yolculuğu, beni özleyip, sevip, sonra çok öfkelenip kötü davranmasını, hem pişman hem haklı hissetmesini, bazen hiçbir şey hissetmemesini. Bunlar onaylamamı ve haklı bulmamı gerektirmiyor, tanısı konmuş, uzun süreli ve ağır bir psikolojik  şiddet, manipülasyon ve duygusal istismar görmenin sarsıcı terapilerini görüyorum, çok sık ve zor bir şekilde, halimden haberi bile yok. Artık halimi ona söyleyecek halim de yok. Sadece sakin kalmaya ve günü atlatmaya çalışıyorum. Onu çok merak etsem de, ilk defa soramıyorum bile, inanamıyorum tüm bunlara. İlerde affedebilir miyim, onu bile bilmiyorum. Anlamaya başladım sadece. Çünkü odağımda anlamak ve rahatlamak var, başka türlü de anlayası gelmiyor insanın. İyi ve insancıl hislere muhtaç haldeyim. Bulamıyorsam, yaratmam gerekiyor, hep böyle oldu. O yaralı çocuğu, ergeni, yetişkini hep gördüm, hep anladım. Uzun zaman sonra bugün, yine görüyorum ve anlıyorum. Bu sefer bunu ona söyleyemem, bu sefer onu telkin edip kocaman sarılıp rahatlatamam. Ben zaten çok yaralı, nefessiz ve sancılar içindeyim, güçsüzüm. Çok kırgınım. Ancak o çocuğun daha fazla acı çekmemesi için, zaten aylardır, yıllardır yaraları deşilen o çocuğun katlanamayacağı şeyleri ondan saklayabilirim. Daha önce de çok yaptım bunu, içim yana yana yaptım, hiç haberi yokken iyi tuttum, ne kadar incineceğini ve çaresiz kalıp buhranlar geçireceğini bilip, kendime ayıp ederek sustum. Yanlışmış hepsi, neden bu yanlışı sürekli yaptığımı da öğrendim, çok kötü hissettim, hissediyorum. Adalet olmasa da olur mu yine, yapılan haksızlıklar içimde kalsa ve beni hayattan koparsa da olur mu, bu sefer karşılığında sevgi görmeyeceğim, acım artacak, yine de adaletsizliği içime atabilir miyim... Bunun sağlıksız ve yanlış olduğunu biliyorum, benden bunun esirgendiğini biliyorum. Doktoruma da söyledim, böyle olursa eğer, tanıdığım ve sevdiğim o çocuğun canı daha fazla yanmasın, daha fazla stres, sıkıntı, çaresizlik yaşamasın diye susmayı deneyeceğim. Bu çok acıtıyor, bu benim zayıflığım mı, gücüm mü bilmiyorum, canım çok yanıyor ve kıvranıyorum. Evet, pişman edileceğim, evet doğrusu susmayıp haykırmak. Ama benim içimdeki yaralı çocuk, artık kendini ve diğerini yormamak, gerçeklerle acıtmamak, yüzleştirmeyi boş vermek ve dinlenmemize alan açmak istiyor. Her şeyi bilse ne olacak ki. Yaralarım mı kapanacak, rahatlayacak mıyım o orada kıvranırken, asla. Sanırım benim için bu, hak ettiğim adaletten ve hak etmediğim acılarımı göstermekten daha önemli. Kendim, yüzleşmekle ve sağlam durma çabasıyla o kadar yoruldum, o kadar zedelendim ki... 

Umarım bu tedavimin gerekli aşamalarından biridir. Umarım daha fazla zarar görmem ve pişman olmam. Umudum yok, çok yorgunum. İki çocuğun sarılıp barışmalarını ve tekrar oyun oynamalarını çok isterdim... Bir çocuğun rüyasında, o ikisi hep kahkahalar içinde oynayacaklar. Uyanınca canım yanacak, yine, artık böyle. Çok canım yanıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder