14 Şubat 2022 Pazartesi

Mayıs 2018'de ne olmuştu?

   Bir travma, hem de yalan dolanla üzeri örtülmüş bir travmanın 4 sene sonra ortaya çıkışı. Hem de öyle bir çıkışı ki, Pandora'nın Kutusu misali, artık kapatılamaz tüm rezil gerçeklerle, nasıl üzerini örtmüşsem ancak terapi ile açılan ve hatırlanan acılarımla, hatırlamaya başlayınca arkasının iplik söküğü gibi gelişiyle. Tüm o mesajlaşmalar, yalvarmalarım, karışan herkesin bildiği ama bu yaz unutmuş gibi yaptığı, sonuçsuz ricalarım ve gördüğüm kötü muameleleri okudum. Okudukça hatırladım, hatırladıkça canım yandı. Kör noktalar varmış anılarımda, sevilmek için, göze batmamak için üzerini öyle bir kapatmışım ki, sanki hiç yaşanmamış gibi unutmuşum, inanamıyorum buna. İrdelenmese ve üzerine gidilmese kesinlikle hala hatırlamazdım. Sonra yüzleşme ve ne varsa tamamen hatırlama adımları için, gereken tarihlere bakmam, her şeyin fotoğraflarla, mesajlarla belgeli olması. O zaman benim yanımda olan, bunların çirkinliğini ve bana yapılan rezaletin, haksızlığın farkında olan insanın, bu yaz bana dedikleri... İşte burası dayanılmaz acıttı... O zaman nasıl da savunmuş, nasıl da öfkelenmiş, ciddiye alınmamış, çaresiz kalmış, tekrar tekrar konuşmuş, aylar sonra bir sonuç alamayınca öfkesi bana yönelmeye başlamış, işte hepsi ekran görüntülerinde, mesajlarda, apaçık yazıyor. Mayıs ayında işler kontrolden çıkıp, ben iyice mahfedilince yaşadığı suçluluk duygusu, bunu bana öfke patlamaları şeklinde yöneltmesi, sonra da o öfkenin sürekli artışı yazıyor. Bu kontrolsüz öfke ne zaman bana yöneldi ve sonra hep bana yönelmiş halde kaldı, neden benden giderek daha çok nefret ettiler ve neden bizi ayırdılar, bu karanlık kaos ne zaman başladı hep anlamaya çalışıyordum. Mayıs 2018. Hepsi yazışmalarda, aylar boyu çekilmiş fotoğraflarda. Bir sergi afişinde hatta, benim yazdığım ve hazırladığım. Sonrasında acılar içinde yalvardığım mesajlarda. 

 Buldum, okudum, hatırladım, artık hatırlıyorum ve keşke ben de tamamen unutabilseydim. O kişi gibi ''Sana inanmıyorum, ben hiç hatırlamıyorum, bunları ona soracağım, sana inanmıyorum, senin akli dengen bozuk, o yüzden böyle düşünüyorsun'' deyişi... ''Nolur sorma, benim için çok travmatik, sözüme güven bir kez olsun'' deyişim. Sözümün hiçbir anlam taşımaması. Bu yaz. Beni çıldırmış ve yokluktan huzursuzluk çıkaran bir manyak olduğuma inandırma çabası. Dahası, inanılmaz bir inkar düzeyiyle, gerçekte olanları yok sayıp, beni suçlaması. O da tamamen unutmuş, belki onun için de büyük bir travmaydı, belki o da benim gibi, hayata devam edebilmek için unuttu. Ben nasıl unuttum bilmiyorum. Midem bulanıyor, yüksek bir iğrenme ve büyük bir kaygı yaşıyorum. Asıl kaygı yaşaması gerekenler ise gayet keyifli, başardılar çünkü. Ayırdılar, deli diye etiketlediler, o korkunç ayları tamamen unutturdular. Ama işte, ben hatırladım, peşine düştüm. Bir seansta açıldı ve sonra daha çok açılması gerekti, senelerce sürecek iyileşmesi, belki hiç geçmeyecek. Çünkü ben olaylarla değil, sonrasında çözüm beklediğim, güvenliğimden sorumlu olan ama beni paramparça eden zorbalıklarla travma geçirmişim. O zavallının yaptıklarıyla değil, sığındığım ve benden sorumlu, para için her şeyi kabul eden insanın ettiği kötülüklerle travma geçirmişim. Anlayışla, özürle ve gerekenin yapılmasıyla affedip geride bırakabileceğim bir kötü olaylar zinciri, öğrendim ki, bir ailenin bana yaşattıklarıyla ve hiçe sayılmamla travmaya ve bir kara deliğe dönmüş içimde. Affetmeden, affetmiş gibi kendimi zorlamışım. Susmuşum, katlanmışım ve aklımın almadığı şekilde unutmuşum. Unutmayı seçmişim, sırf onun sevgisi için. Sırf daha fazla kötü davranılmamak ve suçlanmamak için. Elbetteki hiçbir işe yaramamış. Sıradaki adımın ne olduğunu yeni terapide öğreneceğim. Bana adalet gerekiyor, elimdeki tüm belgelerle, tüm üstü kapatılmış rezillik, zorbalık ve haksızlık örnekleriyle, bana adalet gerekiyor. Bana ve bize yaşatılanlar hukuk dışı, ahlak dışı, hiçbirini affetmiyorum ve hepsinin belgesi var artık, dönüp bir kez daha bakamıyorum, ortaya çıkarmam gerek ama hazır değilim. Artık anlayış, kabul edilmek, sevilmek umurumda değil. Benim hayatım, bizim sözde ilişkimiz 4 sene önce iptal edilmiş, üzeri çizilmiş. Sebebini, bu acımasızlığın hem ona, hem de mağdur edilen bana nasıl ve neden yapıldığını anladım. Korku. Suç işleyenin, işlediğinin farkında olanın, her şeyi örtmek ve kapatmak isteyenin korkusu. Kötülük edenin, affedilmeye karşı duyduğu şaşkınlık, anlayamamak ve nefret geliştirmek. Sürekli yalan söyleyerek, mağdur ettiğini suçlu göstermesi. Korku, anlayamamak, öfke, nefret, kurtulma isteği. Ben çözümleyemezdim tek başıma, çözümleyememiştim ve kıvranıyordum neden bana bunlar yapıldı diye. Artık biliyorum. 

Anneme ''Olmadı öyle bir şey, 1 aya gönderdim gitti zaten'' diye yalan söylemişti. 

Her şeyin belgesi var, unutmak zorunda kaldıklarımın bile. Şimdi hepsini hatırlıyorum. Bana yaşatılanları unutmayacağım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder