Benim güzel Şeker'im, Şekroş'um, tek aşkım, hayatımın mucizesi ve ablam, 29 Aralık 2021 günü, korkunç acılar çektikten sonra, odamızın önünde, annemle ellerimizin arasında huzura kavuştu. 17 yaşındaydı sadece. Rahatlıkla 20'lerini görecek kadar dinç, sağlıklı ve kontrol altındaydı sağlığı. Her şeyin bozulması 2 hafta sürdü, her şeyin hızla sona gelip bitmesi 3 gün...
Kendimizde değiliz. Tıpkı onun son günleri gibi nefesim daralıyor, nefessizlikte boğulduğunu görmek zorunda kaldık. Asla affetmeyeceğim o yüz karası veterineri, bir ağrı kesici iğne bile yapmadı. Gerekli testleri ben yalvar yakan zorla yaptırmıştım. 1 senedir bebekler gibi bakarak, günde 2 kez şırınga ile şurubunu, iki kez mide hapını yutturarak daha senelerce yaşatırdık canımızı. Bizim canımız gitti, gitti eridi birkaç günde. Her dakikasını seyretmek zorunda kaldık, çözümler ve rahatlatılması için yalvardık, ağlayarak yalvardım. Bize onun ellerimizde yitip gidişini izlemeyi bıraktılar. Şeker'imizi o halde, acılar içinde bıraktılar. Biz de çaresizce onunla çırpındık, kabus gibi 2 gün sürekli korktuk ve en kötüsünü yaşadı en sonunda, meleğimize hiç yakışmadı bu son. Gördüklerimizi annem ve ben biliyoruz, yürek dayanmazdı, haykırdık, ağladık günlerce, hala. Daha büyük bir acı, şok ve ızdırap yok.
Ben artık bir boşluğum, Şeker benim ruhumdu. Ben artık kalbimin içinde uyuyan kedime fısıldıyorum, bu düzeyde bir sihirli, büyülü bağın ardından gelen sonsuz boşlukta kayıbım. Kokusu burnumda, yumuşacık tüyleri, kadife burnu, kulakları ve mücevher gözleri, inanılmaz duyarlılığı, şifası, her durumun tesellisi olan huzuru ve verdiği kahkahalar... 5 gün oldu. Seni çok özledim Şeker. Ömrüm yettikçe seni daima çok özleyeceğim. Bizim sihirli yuvamız, bizim üçüncü yarımız. Benim aşkım. Aşkım seni kaybettim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder