Böyledir kural. İyi olduğumu söylersem kötü olurum. Mutlu olduğumu söylersem acı çekerim. Ürtiker epeydir olmuyor dersem vücudum ürtikerle kaplı uyanırım. Benim iyiliğimi fark etmem sakıncalıdır, zarar verir bana, hele söylersem hemen yitiririm, zaten zor tutunurmuş gibi bana, buhar olup gider.
Tartışmaktan, anlaşılmamaktan, zaman yoluna koyar sanıp, hiç yoluna girmemesinden yoruldum, tükendim. Pes ettim. Ağladım bu akşamüstü. Ağlarken ne kadar çok şeye birden aynı anda ağladığıma şaşırdım. Sanki herhangi bir gözyaşı için, içerde uzun bir sıra varmış, teker teker her biri dışarı atladılar. Birincilik ana kraliçe ananemindi. Kaybettiğimden beri bu böyle, ilk gözyaşı mutlaka onun için. Artık bir ananem olmadığıyla, konuştuğum ananelerin benimki olmadığıyla, anlattıklarım karşısında benim ananem gibi sevgi, şefkat ve acıma değil de, bambaşka şeyler duyduklarıyla yüzleştim. Tekrar çok acıdı yaram. Tekrar çok kanadı. Zaten hiç kapanmamıştı. Zaten çok yalnızdım, sevgiye ve şefkate çok ihtiyacım vardı. Önce ananeme ağladım. Sonra kendi halime ağladım. Sonra bir türlü olduramadığımız, mümkün kılamadığımız iletişime ağladım. Peşi sıra başka şeyler de geldi ama hatırlamıyorum, uyumuşum.
Bizim, atlattıklarımızdan sonra her şeye şükretmemiz gerekiyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder