Bunları yapamadığımda ise, oturup ufak altın rengi defterime ''minnet listesi'' yazıyorum, şükredecek en ufağından büyüğüne o gün olan ne varsa sıralıyorum. (Bunun da bir düşünme biçimi haline gelmesi ve kendiliğinden bunları görüyor olmam gerek) Sıcak loş ışıklı odamdaysam, Şeker'in yumuşacık tüylerini okşuyorum (annemin ipek kolu da aynıdır) ve nerede olursam gidip bir fincan çay içiyorum. ''Her şey geçer'' bu işi çözmüş olanların dediği gibi.
Bu sonbaharın ve ardından gelecek kışın daha kolay, daha hafif geçmesini dilerim.

Şeker'leri annem çekmiş, ben gündelik hayat içinde keyifsizken yollamıştı. Gün içinde bile bir fotoğrafla yanına ışınlanabiliyorum kuzumun. Yarın bir şekilde yine dışarıya karışacağım, bunun ne kadar zor geldiğini anlattığım kimse anlayamaz. Fakat sonra, birkaç gün sonra size geri kavuşacağım, bunun ne kadar büyük bir mutluluk ve neşe olduğunu da, kimseye tam olarak anlatabileceğimi sanmıyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder