28 Ekim 2018 Pazar

Bir başka yolculuğundan önce

  Blogumla ilgili en sevdiğim şey (ve yıllardır uzun aralarla da olsa yazma nedenim) geriye dönüp, atlattığım zor ruh hallerimi, o sırada ne yapıyor ve hissediyor olduğumu okumak. Elbette kısa süre sonra bir şeylerin yoluna girmiş ve kendimin daha iyi hale gelmiş olduğunu da okumak, işin en sevdiğim ve umut veren kısmı.
 


  Son iki seneyi okudum demin, aradığım ruh halimi bulamadım bu kütüphanede, sanırım o sırada yine fazla derinlere gömülmüşüm ve yazacak hal bulamamışım. Yine de gayet olağan, hatta neşeli ve mutlu bir olayı kendi çarpık bakışımla ne kadar zor ve duygusal bir hale getirdiğimi çok net hatırlıyorum. Annemi bir ay için Cunda'ya yolcu ediyordum, tıpkı böyle bir sonbahar vakti, iki ay kadar kalmıştı diye hatırlıyorum. O oradayken mutlu olduğu ve iyi geldiği için çok sevinsem de, onu yolcu edeceğim zaman berbat hissediyordum. Kendim dahil en yakınlarımın yolculuğu öncesi berbat hissederim, alışık olduğum konforlu bölgedeki en ufak değişikliği çok tedirgin edici bulurum ve hiçbir şey eski haline dönmeyecek gibi gelir.






  Annem o sene, 2016 kışında Cunda'da kaldıktan sonra gerçekten de hiçbir şey eski haline dönmedi. Hayatımızın farklı, hem biraz daha kalabalık hem biraz daha yalnız bir dönemine geçtik. Şeker için bile her şey değişti. Şimdi o yanımda, yol öncesi giyisilerini topluyor, Şeker ortamızda yarı uykulu etrafı izliyor ve ben boğazımda hafif bir ağrı (yine de halimden hoşnut) yaşadığımız değişimleri ve yola gitmenin getirdiklerini düşünüyorum. İki sene önceki gibi kara kahırlar içinde değilim, neler oldu, neler geçti ve değişti, konforlu alanımızı kurmakta usta kızlar olduk. Şeker'le hangi evde kalacağımıza da karar verebilirsem, bu sefer düşünecek fazla bir sorun yok, gelecek olan çok güzel @mama.cactus fotoğrafları var, bolca D vitamini ve temiz hava var. İyi şeyleri görmeyi seçiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder