13 Kasım 2014 Perşembe

yarım kalmaktan yorgun


Çok severek başladığım bir resmi, ilk kez apaçık yarım bırakarak tamamladım. (buna tamamlamak denirse elbette.) uğraştığım resimler, içinde bulunduğum ruh hallerini de taşıdıklarından, o ruh halinden kurtulmak için, resmi de terk etmem gerekiyor bazen. bu kadar zayıf bir moralle ve duygusallıkla, nasıl olup da resim yapmayı kendime iş edinmeye kalktığıma ben de şaşıyorum.

Tahminimden de ağır çıktı bu depresyon, ağır uyku ve işlevsizlik. Fırça, tuval ama en çok İstanbul'dan uzak kalmalıyım. Yarın Cunda'ya doğru yola çıkıyoruz, bu sefer ailem için yerleşme umudu ve amacıyla. Ege bana iyi gelir, kediler, deniz, yemekler ve sokaklar tedavi eder, biliyorum. Sevgilimi ve kedimi geride bırakıyor olmak epey bir koyuyor şuan, çünkü onlar bu zor günlerimi aydınlatan, içimi açan güzelliklerim. Ama yanımda iki kare polaroid fotoğraf var, birisi bana tüm yakışıklılığı ve utangaç hali ile gülümseyen, sevdiğim çocuk, birisi bana tüm şaşılığı ve mükemmelliği ile gülümseyen kedi Şeker. Ben uzaklardayken başucumda ve içimde olacaklar.

Bu yarım resim, bu yarım yamalak ruh halleri, bu tuhaf şehir gibi ardımda kalsın. Uzaklarda bir yerde, tekrar hikayeler yaratacak gücü bulmayı dilerim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder