13 Haziran 2014 Cuma

Cunda olduğu gibi.






  İşte ne kadar güzel olabilirse, o kadar güzeldi yine. Bu sefer, geçen seferki Cunda ziyaretlerimizden farklı olarak, evleşti burası, hem annem, hem benim için. Selamlaştığımız, gülümsediğimiz yüzler, her gün mutlaka uğradığımız yerler, nerede beklediğini bildiğimiz kedi ve köpekler yerleşti zihnimize. Bir de üstüne karşıma hep şaşı kediler çıkmaz mı, kucağıma oturup mırıldanmazlar mı, bende bir neşe, bir neşe...

Biliyorum, yakın bir zamanda buraya taşınmaya başlayacağız. Bahçemize çiçekleri, ağaç fidelerini alacağımız sera bile belli, her gün önünden geçerken içimizden seçtik hepsini. Taşkahve'nin eli ve ayağı Mustafa Bey, Çarşı'daki tatlı ve nazik Gül Hanım, gür kahkahalı Aşiyan Osman falan, hepsi hazır. Kediler ve köpekler hazır. Onların kulaklarına tek tek fısıldadım, ''Bir gün hiç dönmeyeceğiz buradan.''

1 yorum:

  1. Canım kızım, Cunda kızım, ne güzel anlatmışsın ada hallerini. Dilerim sen de buralı olursun, burada mutlu yaşar, mutlu yaşlanırsın. Bulutlar gibi, deniz gibi, kediler gibi dolanırsın adanın her yanını.
    Herşeyin o kocaman gönlünce olmasını öyle çok istiyorum ki; burada gönlünce yaşadığını, ileride bir gün cicianne, hanımteyze olduğunu görür gibi oluyorum. Sen, kediler, köpekler, sardunyalar, kaktüsler.. Ben, bulutlar, rüzgarlar, şimşekler, yıldırımlar.. Hikâyemiz bu adada sonsuza kadar sürsün kızım.

    YanıtlaSil