14 Aralık 2011 Çarşamba

dudaklarını arala, biraz daha arala..




eskiden odamda karanlıkta otururdum, müzik dinlemek için. ritüellerim vardı, sokak lambasının ışığının yansıdığı pencerenin perdesini açardım sonuna kadar. söğüt ağacı hışırdardı, lamba parlardı, ben çok şey olurdum, neredeyse herşey olurdum o an. çünkü hepinizin çok iyi bildiği gibi dostlarım, hayat olasılıklardan ibarettir. ve ben biraz daha gençken, olasılıklar sonsuzdu.

yine öyle bir akşamda, marilyn monroe'dan one silver dollar'ı dinledim. bir kez daha dinledim, sonra bir kez daha. tam olarak kaç saat dinlediğimi bilmiyorum o gece o şarkıyı. ama bir gecede sözlerini ezberlemiştim, ilerde kendi sahnem olduğunda söylemek üzere. bana göre o zaman, bir sahnenin olması herşeydi bir insan için.

bu gece, aklıma geldi şarkı, açıp dinledim. videoda marilyn'in görüntüleri dönüp duruyordu, o şuh fotoğrafları. ve fark ettim ki, içinden gelerek verdiği hiçbir pozu yok. sürekli birileri demiş ki ''dudaklarını arala marilyn, daha seksi bak, biraz daha arala, harika, tamam!'' ve o kendine ait sahnesinde, hiç kendine ait olamadan geçirmiş zamanını. ama eminim ''one silver dollar''ı söylerken, birşeyler hissetmiştir. ve fazla şuh görünmemiştir.

bir kadın hem seksi hem hüzünlü nasıl olabilirse aynı anda, ve sağlam bir sarılmaya ne kadar ihtiyacı varsa, gözlerinden çökmek üzere olduğu ne kadar belliyse, hepsini görebilen gerçek bir erkeğe ihtiyacı varmış sadece. aslında herhangi birisi one silver dollar'ı dinleseydi çevresindekilerden, gidip sarılırdı eminim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder