24 Nisan 2011 Pazar

bozcaada'da olsak





şimdi bozcaada'da olsak seninle ya, sen arabayı kullansan, ben yanında haritayı incelesem kafam karışmış. arada camdan elimi çıkarsam, rüzgara dokunsam. en güzel yol müziklerini dinlesek huzurla, sonra biraz da kuşları, böcekleri duymak için müziği kıssak. en soğuk denize girsek, duramasak, üşüsek, çıksak hemen. ben dünyanın en berbat kumdan kalesini yapmaya başlasam, sen gözlerini bayıltarak beni izlesen. sonra en büyük derdimiz olan akşam yemeğini konuşsak, nerde yesek, ne yesek, simyon'da karar kılsak, ya da bir başka meyhanede, o mükemmel mezelerin arasında, kalamara, ahtapot pilavına, deniz börülcesine doysak. şarabın en güzelini içsek, ama sen araba kullacağın için senin payını da ben içsem. rüzgar hep olsa, hafif hafif, fısıltı gibi.

bozcaada'da olsak. kalsak. dönmesek geri.

2 yorum: