27 Mart 2009 Cuma

hasta olmanın getirdikleri

en güzel yanı gündüz vakti evde olmakmış, özlemişim evde güneşli, sakin gündüz vakitlerinde bulunmayı. yatakta, tepsi içinde gelen çorbayı içmek ve lap top'tan ''breakfast at tiffany'' izlemek, milyonuncu kez.. bu da güzel yanlarından. yüksek ateşin yarattığı neşeli ve çaresiz halden bahsetmek ise biraz zor, bende etkisi kendimi De Chirico'nun tablolarından birinde mahsur kalmış, perspektiflerin uzayıp kısaldığı, renklerin çiğleştiği iki boyutlu bir ortamda kafası güzel bir Alice gibi kalakalmak oluyor. ''Feed your head!'' emir kipini uygulamak için tylolhot'tan tut, larcopen'e kadar geniş bir ilaç menüm var. kafam beslendikçe, yatağın ölçülebilir alanı olimpik bir havuz gibi büyüyor, ben önce bir tarla faresi, şimdi kafası çubuk gibi vücuduna ağır gelen bir lolipopum. sonraki an kedim benden 4 kat büyük, ben ona yatağın dibinden bakıyorum. işin en güzel yanı iyileştiğim zaman tüm bu saçmasapan hisleri hatırlamayacak olmam. ana dair görüntüler ve sesler yığını hepsi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder