27 Şubat 2009 Cuma

horses horses horses..

olasılıkların peşinden gitmek dışında birşey yapmıyor olabilirim. ''sen ne için yaşarsın tonton, anlat bakalım'' dersen, başıma gelebilecek yada sebep olabileceğim binlerce durum ihtimali sayarım ve onlar benim koşmamı, zıplamamı, twist yapmamı sağlıyor derim. bunların hepsi bir ihtimal tabi, belki de tek olasılık benim hep,daima yalnız olmamdır, ama sanırım bu olasılığı bir süre için es geçiyorum. peki.. dinleyelim patti smith'i o zaman.

I didn't waste time,
I just walked right up and saw that
up there -- there is a sea
up there -- there is a sea
up there -- there is a sea the sea's the possibility
There is no land but the land
(up there is just a sea of possibilities)

There is no sea but the sea
(up there is a wall of possibilities)


sonrası koşan atlar, gürültüyle, burnundan soluyarak, gümüş yelelerini savurarak koşan atlar işte.. korkuyorum. ellerim üşüyor (biri daha az) o atlardan biri gibi kovalamak istiyorum, neyi kovaladığımı bilmeden. koyu yeşil harflerle yazıyorum bunları, koyu yeşil defterimde boş sayfa kalsaydı oraya yazacaktım çünkü. olasılık; sihirli kelime.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder